Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), çevresel sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda önemli bir adım olarak karşımıza çıkıyor. Karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik küresel çabalar, ekonomik politikaların merkezinde yer alırken, SKDM bu çabaların etkinliğini artırmak için devreye alınıyor. Bu mekanizma, karbon yoğun üretim süreçlerine sahip ülkelerden gelen ürünlere karbon vergisi uygulayarak, daha düşük emisyonlarla üretilen yerel ürünlerle eşit koşullarda rekabet etmelerini amaçlıyor.

SKDM'nin amacı, karbon kaçağı olarak bilinen durumu önlemek ve küresel ısınmayı sınırlamak için daha sıkı çevre standartları benimsemek zorunda olan yerel üreticilerin korunmasını sağlamak. Bu düzenleme, sadece çevreyi korumakla kalmıyor, aynı zamanda sanayi sektöründe yeşil dönüşümü teşvik ederek ekonomik büyüme ve rekabetçiliği destekliyor. Uluslararası ticarette adil bir oyun alanı yaratmak ve çevre dostu teknolojilerin benimsenmesini hızlandırmak, SKDM'nin temel hedefleri arasında yer alıyor.

SKDM'nin uygulamaya konulmasıyla birlikte, karbon ayak izi yüksek ürünler daha maliyetli hale gelecek ve üreticiler daha sürdürülebilir üretim yöntemlerine yönelmeye teşvik edilecek. Bu da uzun vadede, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir ilerleme sağlayacak. SKDM, hem çevresel hem de ekonomik açıdan daha dengeli bir dünya yaratma yolunda atılmış kritik bir adım olarak öne çıkıyor.

SKDM Nedir?

SKDM, yani Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, Avrupa Birliği'nin karbon kaçağı riskini minimize etmek amacıyla geliştirilmiş bir karbon emisyon yönetim sistemidir. Avrupa Birliği, iklim değişikliği ile mücadelede yeni stratejiler geliştirirken, SKDM'yi de bu çabaların merkezine yerleştirmiştir. Bu mekanizma, AB'ye ithal edilen ürünlerin karbon emisyonlarını göz önünde bulundurarak, yerel üreticilerin rekabet gücünü korumayı ve daha sürdürülebilir bir ticaret ortamı yaratmayı hedeflemektedir.

Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında geliştirilen SKDM, AB'nin karbon nötrlüğü hedefine ulaşmada kilit bir araç olarak öne çıkmaktadır. Bu mekanizma, ithal edilen ürünlerin karbon ayak izini hesaplayarak, bu ürünlerin AB'nin sıkı çevre standartlarına uyumlu olmasını sağlar. SKDM, Avrupa içi Emisyon Ticaret Sistemi'ne (ETS) benzer bir şekilde çalışır, ancak bu kez odak noktası sadece AB içinde üretilen değil, aynı zamanda ithal edilen ürünlerin de karbon emisyonlarıdır. Bu sayede, karbon kaçağı riski minimize edilirken, daha geniş bir emisyon azaltma etkisi sağlanmış olur.

SKDM'nin işleyişi, belirli bir karbon üst sınırının belirlenmesi ve bu sınırın aşılması durumunda ithalatçılara ek mali yükümlülükler getirilmesi üzerine kuruludur. Bu mekanizma, öncelikli olarak çelik, çimento, elektrik gibi yüksek karbon emisyonuna sahip sektörlerde uygulanmaya başlanacaktır. Bu sektörlerde faaliyet gösteren üreticiler, ürünlerinin karbon emisyonlarını azaltma yönünde teşvik edilirken, AB pazarına giriş yaparken daha sürdürülebilir yöntemler benimsemek zorunda kalacaklardır. Bu sayede, SKDM hem yerel üreticilerin rekabetçiliğini korur hem de küresel karbon emisyonlarının azaltılmasına katkıda bulunur.

SKDM'nin getirileri sadece çevresel değil, aynı zamanda ekonomik açıdan da önemlidir. Bu mekanizma, AB'nin karbon nötrlüğü hedefine ulaşmasına yardımcı olurken, aynı zamanda temiz enerji teknolojilerine olan yatırımları artırarak yeşil ekonominin büyümesini teşvik eder. Bu durum, AB ülkelerinin uzun vadeli ekonomik sürdürülebilirliğini sağlamasına katkı sağlar. SKDM, uluslararası ticaretin çevresel açıdan daha sürdürülebilir hale gelmesi için atılmış önemli bir adımdır ve iklim değişikliği ile mücadelenin küresel boyutta daha etkili bir şekilde yürütülmesine katkıda bulunur.

SKDM Yürürlüğe Girdi mi?

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), Avrupa Birliği'nin karbon kaçağı riskini azaltma ve iklim değişikliğiyle mücadele çabaları kapsamında geliştirdiği önemli bir düzenlemedir. SKDM yönetmeliği, 16 Mayıs 2023 tarihinde AB Resmî Gazetesi'nde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmelik, 1 Ekim 2023 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanmıştır ve Ocak 2026'ya kadar sürecek olan bir geçiş dönemi içermektedir. Bu dönemde, SKDM kapsamındaki ürünlerin sera gazı emisyonlarının raporlanması gerekecek​.

SKDM, öncelikli olarak çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, elektrik ve hidrojen gibi yüksek karbon emisyonuna sahip sektörlerde uygulanacaktır. Mekanizma, bu ürünlerin AB'ye ithal edilmesi sırasında emisyon raporlaması zorunluluğu getirerek karbon kaçağı riskini minimize etmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, ithalatçılar 2024'ten itibaren her yıl ithal ettikleri ürünlerin emisyonlarını raporlamak zorunda kalacak ve bu emisyonlar için SKDM sertifikaları satın almaları gerekecektir.

SKDM'nin tam olarak devreye girmesi 1 Ocak 2026 tarihinde gerçekleşecektir. Bu tarihten itibaren ithalatçılar, üçüncü ülkelerden AB'ye ithal ettikleri ürünlerin emisyonlarını doğrulamak ve bu emisyonlar için ödeme yapmak zorunda kalacaklardır. Bu düzenleme, AB'nin iklim değişikliği hedeflerine ulaşmasına ve küresel karbon emisyonlarının azaltılmasına önemli bir katkı sağlayacaktır.

SKDM Hangi Sektörlerde Geçerlidir?

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), karbon emisyonlarının yüksek olduğu sektörlerde uygulanmak üzere tasarlanmıştır. AB'nin bu mekanizmayı devreye almasının amacı, karbon kaçağını engelleyerek daha sürdürülebilir bir üretim ve ticaret ortamı yaratmaktır. SKDM, ithal edilen ürünlerin karbon ayak izini göz önünde bulundurarak, bu ürünlerin AB'nin sıkı çevre standartlarına uyumlu olmasını sağlamayı hedeflemektedir.

 ✅Çimento

 ✅Demir ve Çelik

 ✅Alüminyum

 ✅Gübre

 ✅Elektrik

 ✅Hidrojen

Bu sektörlerde faaliyet gösteren üreticiler, ürünlerinin karbon emisyonlarını azaltma yönünde teşvik edilmekte ve AB pazarına giriş yaparken daha sürdürülebilir yöntemler benimsemek zorunda kalmaktadırlar​.

SKDM Emisyon Hesaplama Kapsamı

SKDM'nin emisyon hesaplama kapsamı, sadece doğrudan emisyonları değil, aynı zamanda belirli ürünlerin üretim sürecinde kullanılan elektrikten kaynaklanan dolaylı emisyonları da içermektedir. Bu kapsam, üretim süreçlerinde yüksek enerji tüketimi olan sektörlerde karbon maliyetlerinin daha adil bir şekilde dağıtılmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Dolaylı emisyonların hesaplanması, SKDM'nin çevresel etkinliğini artırmak ve karbon kaçağı riskini minimize etmek adına önemli bir adımdır.

Taslak mevzuat metnine göre, dolaylı emisyonlara ilişkin karbon maliyeti, başlangıçta dar bir ürün grubuna uygulanacaktır. Bu ürünler arasında çimento, gübre ve aglomere demir cevherleri yer almaktadır. SKDM'nin Ek II'sinde yer alan bu ürünler için sadece doğrudan emisyonlar dikkate alınırken, Ek I'de yer alıp Ek II'da olmayan diğer ürünler için dolaylı emisyonlar da hesaplamaya dahil edilecektir. Böylece, yüksek karbon ayak izine sahip ürünler daha sıkı denetim altında tutulacak ve karbon emisyonları daha doğru bir şekilde raporlanacaktır.

2026 yılı itibarıyla, dolaylı emisyonların maliyetleri ilk etapta belirli ürünler için geçerli olacak, ancak geçiş dönemi sona ermeden önce yapılacak değerlendirmelerle bu kapsam genişletilebilecektir. Uygun hesaplama metodolojilerinin geliştirilmesiyle, SKDM kapsamındaki diğer ürünler için de dolaylı emisyonlar mali yükün hesaplanmasında dikkate alınabilecektir. Bu düzenleme, SKDM'nin esnek ve dinamik bir yapıda olmasını sağlayarak, AB'nin karbon nötrlüğü hedeflerine ulaşmasında etkin bir araç olmayı sürdürecektir.

Hangi Ülkelerden Yapılan İthalat SKDM Kapsamına Girecektir?

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), Avrupa Birliği'ne ithal edilen ürünlerin karbon ayak izini hesaplamada kullanılan önemli bir araçtır. Bu mekanizma, AB üyesi olmayan tüm ülkelerden yapılan ithalatları kapsamaktadır. Ancak, AB Emisyon Ticaret Sistemi'ne (ETS) katılan veya bu sisteme bağlı olan bazı üçüncü ülkeler SKDM dışında tutulmuştur. Örneğin, İzlanda, Lihtenştayn, Norveç ve İsviçre gibi ülkeler bu mekanizmadan muaftır. Ayrıca, Almanya'nın Büsingen, Almanya'nın Heligoland, İtalya'nın Livigno, İspanya'nın Ceuta ve Melilla bölgeleri de düzenleme dışında kalmaktadır.

SKDM, elektrik piyasalarını AB ile entegre etmek isteyen ülkelerden yapılan ithalatlarda da geçerlidir. Bu ülkeler, tam entegrasyon sağlanana kadar AB ile elektrik ticaretlerinde SKDM'ye tabidir. Ancak belirli şartlar altında bu ülkeler mekanizmadan geçici olarak muaf tutulabilirler. AB, verilen muafiyetleri 2030 yılında yeniden gözden geçirecek ve bu tarihten itibaren söz konusu ülkelerin taahhüt ettikleri karbonsuzlaştırma tedbirlerini ve AB'nin emisyon ticaret sistemine eşdeğer bir sistemi uygulayıp uygulamadıklarını değerlendirecektir.

Özetle, SKDM, AB'nin karbon nötrlüğü hedeflerine ulaşmasında kilit bir rol oynamaktadır ve AB üyesi olmayan ülkelerden yapılan ithalatları kapsayarak, küresel ölçekte karbon emisyonlarını azaltmayı amaçlamaktadır. Belirli ülkeler ve bölgeler bu mekanizmadan muaf tutulmuş olsa da, bu muafiyetler katı koşullar altında sağlanmakta ve sürekli olarak gözden geçirilmektedir. Bu düzenleme, AB'nin iklim değişikliği ile mücadelesinde önemli bir adım olarak görülmektedir.

SKDM Raporunda Hangi Bilgiler Yer Alır?

SKDM raporları, ithal edilen ürünlerin karbon ayak izini ve emisyonlarını detaylandıran önemli belgeler arasında yer alır. Bu raporlar, AB'ye ithal edilen ürünlerin çevresel etkilerini değerlendirmek ve izlemek için kullanılır. SKDM raporlarında, ürünlerin üretim sürecinden kaynaklanan emisyonlar ve tüketilen elektrik miktarı gibi kritik bilgiler yer alır. Bu bilgiler, ithalatçıların çevresel yükümlülüklerini yerine getirmelerini ve karbon kaçağı riskini azaltmalarını sağlar.

 ✅Üretici Bilgileri

 ✅İthal Edilen Toplam Ürün Miktarı (Ton)

 ✅İthal Edilen Ürüne Ait Gömülü Emisyonların Toplamı (Ton CO2e)

 ✅Tüketilen Elektrik Miktarı

Bu bilgiler, ithal edilen her bir ürünün karbon ayak izini ayrıntılı bir şekilde ortaya koyar ve ithalatçının çevresel sorumluluklarını yerine getirmesini sağlar. Üretici bilgileri, ürünün kaynağını ve üretim süreçlerini izlemeye yardımcı olurken, ithal edilen toplam ürün miktarı ve gömülü emisyonlar, ürünün çevresel etkisini belirlemede kritik rol oynar. Tüketilen elektrik miktarı ise, üretim sürecinde kullanılan enerji kaynaklarının emisyonlarını yansıtarak daha geniş bir perspektif sunar. Bu şekilde, SKDM raporları, sürdürülebilir ticaretin ve çevresel korumanın sağlanmasında önemli bir araç olarak öne çıkar.