ETS Pilot Dönemi Başladı

ETS Pilot Dönemi Başladı: B ve C Tesisleri Ne Yapmalı?

Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi'nin pilot dönemi 2026 yılıyla birlikte resmen işlemeye başladı. 7552 sayılı İklim Kanunu'na dayanan sistem, 2026 ve 2027 yıllarını kapsayan bir pilot uygulamayla hayata geçti. Bu ilk aşamada kapsam, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması sektörlerinden yıllık 50.000 ton karbondioksit eşdeğerinin üzerinde emisyona sahip Kategori B ve Kategori C tesisleriyle sınırlı tutuldu.

Kapsama giren işletmeler için karbon, artık yalnızca ölçülüp raporlanan bir veri olmaktan çıkıyor. Emisyon izni almak, doğrulanmış rapor sunmak ve emisyon miktarına karşılık gelen tahsisatı yönetmek bu tesislerin yeni rutini haline geliyor. Aşağıda pilot dönemin takvimini, hangi tesisin ne yapması gerektiğini ve sürecin en kritik adımlarını sırasıyla ele alıyoruz.

Tesisiniz ETS pilot dönemi kapsamında mı, birlikte netleştirelim

Ekol Çevre uzmanları tesisinizin sektör ve kapasite açısından kapsam analizini yapar, emisyon kategorinizi belirler; emisyon izni, izleme metodolojisi planı ve doğrulama hazırlıklarınızı süreleri kaçırmadan takvime bağlar.

ETS Danışmanlığı Hizmetimiz Ücretsiz Ön Değerlendirme Alın

ETS Pilot Dönemi Ne Zaman ve Nasıl Başladı?

Sistemin hukuki temeli, 9 Temmuz 2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7552 sayılı İklim Kanunu ile atıldı. Kanunun öngördüğü karbon piyasasının uygulama kurallarını belirleyen Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği ise 27 Ağustos 2026 tarihli ve 33353 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı. Böylece yıllardır ayrı yürüyen izleme, raporlama ve doğrulama süreçleri, karbon fiyatlandırmasıyla birlikte tek bir çatı altında toplanmış oldu.

Takvim iki ana bölüme ayrılıyor. 2026 ve 2027 yıllarını kapsayan pilot dönemin ardından, 2028 ile 2035 arasını kapsayan birinci uygulama dönemi başlayacak. Birinci uygulama dönemi de kendi içinde 2028-2030 ve 2031-2035 olmak üzere iki alt döneme ayrılmış durumda. Pilot dönemin amacı, sistemin altyapısını gerçek verilerle test etmek ve piyasa mekanizmalarını oturtmak.

Sistemin işletilmesinde birden fazla kurum rol alıyor. İklim Değişikliği Başkanlığı emisyon izni ve doğrulama tarafını yürütürken, piyasanın işletimi enerji piyasalarında deneyimli altyapı üzerinden sağlanıyor ve düzenleme yetkisi enerji piyasası otoritesinde bulunuyor. Yönetmeliğin ayrıntılarını daha yakından görmek isteyen işletmeler Türkiye ETS Yönetmeliği'nin yürürlüğe girişini ele aldığımız yazıya ve sistemin genel mantığı için İklim Kanunu'nu inceleyebilir.

Pilot Dönem Hangi Tesisleri Kapsıyor?

Pilot dönemin kapsamı, tüm sanayiyi değil belirli bir sektör grubunu hedefliyor. İlk aşamada sisteme çimento, demir-çelik, alüminyum ve gübre sektörlerindeki tesisler alındı. Bu seçim tesadüfi değil; söz konusu sektörler aynı zamanda Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kapsamındaki üretim kollarıyla örtüşüyor. Türkiye, ihracatçının Avrupa'da ödeyeceği karbon bedelini ülke içinde tutmayı ve yeşil dönüşüme kaynak yaratmayı hedeflediği için kapsamı bu sektörlerden başlattı.

Sektörün yanında bir de kapasite eşiği devreye giriyor. Pilot döneme yalnızca yıllık 50.000 ton karbondioksit eşdeğerinin üzerinde emisyon kapasitesine sahip tesisler dahil ediliyor. Yani aynı sektörde faaliyet gösteren iki fabrikadan biri bu eşiğin üzerinde olduğu için kapsama girerken, diğeri eşiğin altında kaldığı için şimdilik dışarıda kalabiliyor. Bu nedenle "sektörümüz listede var" demek tek başına yeterli değil, tesisin fiili emisyon düzeyine bakmak gerekiyor.

Kapsam ile Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması arasındaki bağ, ihracatçı işletmeler için ayrı bir önem taşıyor. Yurt içinde ödenen karbon bedelinin Avrupa'ya yapılan bildirimlerde nasıl dikkate alınacağı doğrudan bu iki düzenlemenin ilişkisine bağlı. Konunun bu boyutunu SKDM ve ETS ilişkisi başlığı altında ayrıntılı biçimde açıkladık; sistemin işletmenize etkisini bütünüyle görmek için ETS nedir ve tesisinizi nasıl etkileyecek yazımız da başlangıç için iyi bir çerçeve sunuyor.

Kategori B ve Kategori C Tesisi Olmak Ne Demek?

Yönetmelik, kapsamdaki tesisleri yıllık sera gazı emisyon miktarına göre üç kategoriye ayırıyor. Kategori A, yıllık 50.000 ton karbondioksit eşdeğerine kadar emisyonu olan tesisleri tanımlıyor. Kategori B, 50.000 ile 500.000 ton arasındaki tesisleri; Kategori C ise 500.000 tonun üzerindeki büyük ölçekli tesisleri kapsıyor. Bu sınıflandırma teknik görünse de sonucu doğrudan belirliyor.

Ayrımın en somut karşılığı şu: pilot dönemde tam yükümlülük Kategori B ve Kategori C tesislerine ait. Kategori A'da kalan tesisler izleme ve raporlama tarafında yer alsa da tahsisat teslim yükümlülüğünün dışında tutuluyor. Dolayısıyla eşiğin hemen altındaki bir tesis için bile veri kalitesi önemini koruyor, çünkü kapasite artışı ya da yakıt değişimi bir sonraki yıl tesisi doğrudan kapsama sokabiliyor.

Sınıra yakın işletmelerin bu hesabı ciddiye alması gerekiyor. Emisyon miktarının yalnızca doğal gaz faturasından değil, proses kaynaklı emisyonlar, kaçak emisyonlar ve yakıt karışımları da dahil edilerek hesaplanması şart. Bu hesabın nasıl kurulacağını sera gazı ve karbon ayak izi hizmetimiz kapsamında yürütüyoruz. Kurumsal envanterini ISO 14064 sera gazı envanteri yaklaşımıyla önceden kuran tesisler, kategori belirleme aşamasını belirgin biçimde daha rahat geçiyor.

2026 ve 2027 Farkı: Pilot Dönemin İki Aşaması

Pilot dönemi tek parça bir süreç gibi görmek yanıltıcı olur. İklim Değişikliği Başkanlığının Karbon Piyasası Kurulu kararlarıyla pilot dönem, ekonomik açıdan iki farklı aşamaya ayrıldı. Bu ayrım, kapsamdaki tesislerin bu yıl ve gelecek yıl neyle karşılaşacağını doğrudan belirliyor.

2026 sistem yılı, bir raporlama yılı olarak tanımlandı. Bu yıl içinde tesisler yalnızca emisyonlarını izlemek, kaydetmek ve raporlamakla yükümlü; herhangi bir mali karbon bedeli uygulanmıyor. Aynı dönemde tahsisat fiyatlandırmasına ilişkin yöntemin geliştirilmesi planlanıyor. Yani 2026, sistemin veri temelinin oturduğu, işletmelerin ölçüm ve kayıt disiplinini kurduğu bir hazırlık yılı niteliğinde.

Fiyat mekanizması ise 2027 sistem yılı itibarıyla devreye giriyor. 2026'da kurulan izleme ve doğrulama düzeni, 2027'nin karbon fiyatı ve tahsisat hesaplarının dayanağını oluşturuyor. Pilot dönem boyunca tesislere kıyas yöntemine göre yüzde yüz ücretsiz tahsisat sağlanması öngörülüyor, dolayısıyla bu aşamada amaç ceza kesmek değil, sistemi gerçek verilerle sınamak.

Bu iki aşamalı yapı, 2026'nın "etkisiz bir yıl" olduğu yanılgısını da beraberinde getiriyor. Oysa 2027'de görünür hale gelecek maliyetin doğruluğu, tamamen bu yıl toplanan verinin kalitesine bağlı. Bu yıl eksik ya da hatalı kurulan bir izleme düzeni, gelecek yıl fazladan tahsisat almak zorunda kalmak anlamına gelebiliyor.

B ve C Tesislerini Bekleyen Yükümlülükler

Pilot dönemde mali yük ertelenmiş olsa da yükümlülükler ertelenmiş değil. Kapsamdaki her tesisin belirli bir sırayla tamamlaması gereken adımlar var. Aşağıdaki başlıklar, sürecin iskeletini oluşturuyor:

  • Sera gazı emisyon izni: Faaliyetin sürdürülebilmesi için İklim Değişikliği Başkanlığından tesis bazlı alınması gereken temel izin.
  • İzleme metodolojisi planı: Emisyonun hangi kaynaklardan, hangi yöntemle ve hangi belirsizlik düzeyiyle ölçüleceğini gösteren doküman.
  • Yıllık emisyon raporu: Bir takvim yılına ait emisyonların izleme planına uygun biçimde kayıt altına alınıp raporlanması.
  • Bağımsız doğrulama: Raporun, akredite ve işletmeden bağımsız bir doğrulayıcı kuruluş tarafından onaylanması.
  • Faaliyet seviyesi raporu: Ücretsiz tahsisat hesabına esas olacak üretim ve faaliyet verilerinin bildirilmesi.
  • Tahsisat yönetimi: İşlem Kayıt Sistemi üzerinden açılan hesapta tahsisatın izlenmesi ve gerektiğinde teslim edilmesi.

Bu yükümlülükler birbirini besleyen bir zincir oluşturuyor. Doğrulanmamış bir rapor teslim yükümlülüğünü hesaplanamaz kılıyor, izni olmayan bir tesis ise kayıt sisteminde hesap açamıyor. Bu nedenle hazırlığa tek bir noktadan değil, zincirin tamamına bakarak başlamak gerekiyor.

Sera Gazı Emisyon İzni ve İzleme Metodolojisi Planı

Kapsamdaki tesisin atması gereken ilk somut adım, sera gazı emisyon iznini almak. İzin tesis bazlı veriliyor; aynı işletmenin farklı adreslerdeki üretim tesisleri için ayrı ayrı başvuru yapılması gerekiyor. Başvuru elektronik ortamda, yönetmelik ekinde sayılan bilgi ve belgelerle yapılıyor ve Başkanlık başvuruyu en fazla altmış gün içinde değerlendiriyor.

Eksik evrak tespit edilirse durum başvurana bildiriliyor ve tamamlanması için süre tanınıyor. Verilen sürede giderilmeyen eksiklikler başvurunun reddiyle sonuçlanabiliyor. İzin beş yıl geçerli oluyor ve yenileme başvurusunun geçerlilik süresi dolmadan en az altı ay önce yapılması gerekiyor. Mevcut tesisler için tanınan geçiş süresinin, başvuru yoğunluğuyla birlikte hızla daralacağını hesaba katmak gerekiyor.

İznin ayrılmaz parçası olan izleme metodolojisi planı, aslında sürecin belkemiğini oluşturuyor. Doğrulayıcı kuruluş raporu incelerken önce bu plana bakıyor; plandaki yöntemle sahadaki uygulama örtüşmüyorsa rapor doğrulanmıyor. Planın hazırlanması çoğu tesiste sanılandan uzun sürüyor, çünkü kaynak akışlarının tek tek listelenmesini, sayaç ve tartım cihazlarının kalibrasyon kayıtlarının toplanmasını ve veri akışının kimin tarafından, hangi sıklıkla kaydedildiğinin yazıya dökülmesini gerektiriyor.

Planda değişiklik gerektiren bir durum ortaya çıktığında, örneğin yakıt türü değiştiğinde ya da yeni bir emisyon kaynağı eklendiğinde, bu değişikliğin belirlenen süre içinde Başkanlığa bildirilmesi gerekiyor. Sahadaki alışkanlıkların bu plana göre yeniden düzenlenmesi, pilot dönemin en çok emek isteyen tarafı.

Raporlama, Doğrulama ve Tahsisat Takvimi

Sistem yıllık bir döngü üzerine kurulu. İşletme, bir takvim yılına ait emisyonlarını izleme planına uygun şekilde kayıt altına alıyor, yılın kapanmasının ardından emisyon raporunu hazırlıyor ve bu raporu akredite bir doğrulayıcı kuruluşa doğrulatıyor. Doğrulanmış rapor, takip eden yılın belirlenen süresi içinde Başkanlığa sunuluyor.

Doğrulama, evrak üzerinde yapılan basit bir kontrol değil. Doğrulayıcı kuruluş saha ziyareti gerçekleştiriyor, ölçüm noktalarını yerinde görüyor, veri akışını kaynağından takip ediyor ve tutarsızlık tespit ederse bulgu açıyor. Kapatılmayan bulgular olumsuz görüşe dönüşüyor. Doğrulayıcı kuruluşların TÜRKAK akreditasyonuna sahip olması ve işletmeden bağımsız olması şart.

Tahsisat tarafında pilot dönem bir avantaj sunuyor. Bu dönemde tesislere kıyas yöntemine göre yüzde yüz ücretsiz tahsisat sağlanması öngörülüyor, dolayısıyla açık tahsisat satın alma zorunluluğu şimdilik gündemde değil. Ancak tahsisatın doğru hesaplanabilmesi, tümüyle doğrulanmış emisyon ve faaliyet verisine bağlı. Verisi zayıf kalan tesis, hakkı olan ücretsiz tahsisatı bile eksik alma riskiyle karşılaşıyor. Bu nedenle pilot dönem, birinci uygulama döneminde başlayacak gerçek maliyetin provası olarak görülmeli. Karbon maliyetinin yatırım kararlarına nasıl yansıyacağını karbon sertifikası ve yeşil finansman uyum başlıkları altında da değerlendirmek mümkün.

Pilot Dönemi Doğru Yönetmek İçin Öncelikli Adımlar

Pilot dönemin mali yükü hafif olsa da hazırlık yükü ağır. Veri altyapısı kurmak, izin almaktan çok daha uzun süren bir iş olduğu için beklemenin bir karşılığı yok. Kapsamda olduğunu düşünen ya da eşiğe yakın seyreden tesislerin şu başlıkları öncelik sırasına koyması yerinde olur:

  • Kapsam ve kategori analizi: Tesisin sektör ve kapasite açısından pilot döneme girip girmediğinin, girecekse Kategori B mi C mi olduğunun net biçimde belirlenmesi.
  • Emisyon kaynağı envanteri: Yakma, proses ve kaçak emisyon kaynaklarının eksiksiz listelenmesi.
  • Veri ve doküman boşluk analizi: Sayaç, kalibrasyon, yakıt analizi ve üretim kayıtlarının izleme planı gereklerine göre gözden geçirilmesi.
  • İzin ve izleme planı hazırlığı: Başvuru dosyasının ve izleme metodolojisi planının zamana yayılarak, aceleye getirilmeden hazırlanması.
  • Doğrulama provası: İlk resmî doğrulamadan önce iç kontrol yapılarak bulgu riskinin azaltılması.

Bu adımların sırayla ve erken tamamlanması, hem izin sürecini rahatlatıyor hem de 2027'de görünür hale gelecek maliyeti öngörülebilir kılıyor. Yükümlülüğünü sürüncemede bırakan tesisler için ise 7552 sayılı İklim Kanunu kapsamında idari para cezaları öngörülüyor; bu yaptırımlara karşı izlenebilecek yolları çevre para cezasına itiraz ve dava yazımızda ele aldık.

Kısacası ETS pilot dönemi, B ve C tesisleri için bir ceza dönemi değil, bir hazırlık ve alışma dönemi. Bu dönemi doğru değerlendiren işletmeler hem izin sürecini sorunsuz tamamlıyor hem de azaltım fırsatlarını maliyet baskısı altında değil, planlı biçimde masaya yatırma şansı buluyor.

paylaş

Yorum Yapın